Ana sayfa Hikayeler Başbakan Pirlo’yu Milan’dan Çalan Adam

Başbakan Pirlo’yu Milan’dan Çalan Adam

PAYLAŞ

Juventus tekrar bir Avrupa deviyse, futbol dünyası Pirlo’nun dehasıyla tekrar tanışabildiyse sebebi o; Beppe Marotta.

Bir transfer büyücüsünün hikâyesi nereden başlayabilir? Yeşil sahadan? Teknik direktör kulübesinden? Bence Guiseppe ‘Beppe’ Marotta’nın kariyerinin başladığı ve bulunmuş olduğu nokta, ideal bir futbol sihirbazının öyküsünü kurgu değil gerçekle özetliyor.

Aliexpress TR

Şimdi bir dünya devinin Juventus’un aktarma işlerinin en yetkili ağzı olan Beppe Marotta’nın hikayesi, 1978’de henüz yaşı 21’ken memleketinin takımı Varese’nin altyapı koordinatörlüğüyle başladı.

Hemen hemen 22 yaşında aldığı ekibin Sportif Direktörlüğü görevinde kulübü daha ilk sezonunda Serie B’ye döndürmesinden yöneticilik cevherine sahip olduğu belliydi.

İtalyan futbol kültürünün alt kümelerinin tecrübesiyle seneler boyu adeta “demlenen” Marotta birçok iki farklı kulüple daha Serie B’ye kadar gelip geri döndü.

Sadece asıl çıkışını 1995’te Venezia kulübünü 30 yıldan uzun süre sonrasında ilk defa Serie A’ya döndürerek yapacaktı. Beş sezon sonrasında Venezia yine Serie B’ye dönecekti. Ama Marotta için dönüş yoktu. 1978’de çıktığı yolda beş kulüp, 22 yıl, sayısız düşüş ve çıkışın arkasından artık İtalyan futbolunun zirvesine mezun olmuştu.

Atalanta’yı iki sezon üst üste orta sıralarda tuttuktan sonrasında İtalya’daki her seviyede futbol aleminin inceliklerini ve zorluklarını görmüş, sihirli değneğini bir üst seviyeye çıkarmaya her anlamda hazırlanmıştı. 2002’de futbol adamı olarak rüştünü tüm Avrupa’ya kanıtlama edeceği Sampdoria’nın yolunu tuttu. Kulübün zeytinyağı milyoneri sahibi ekipı Serie B’den A’ya döndürmek istiyor ama büyük paralar da vadedemiyordu.

24 senelik tecrübesiyle Marotta’nın gidebileceği en doğru adam olduğu geldiği ilk sezonda Serie A’ya dönmeleriyle anlaşıldı.

Bundan sonrası hem Marotta hem Sampdoria için sadece yukarı doğru olacaktı. İtalya’nın en üst seviyesinde ilk yılda Serie B’den gelen kadroya dört tehlikeli sonuç aktarma yaptı, yalnızca birine bonservis ödedi.

O ekip ilk yılında ligin orta sıralarına tutunup ligi sekizinci tamamlamış oldu, UEFA Kupası şansını bir adım arkada kalarak yitirdi. Sonraki sürem yalnızca 2.3 milyon Euro bonservis bedeli harcanarak 13 yeni ismin eklendiği kadro, bu kere de Şampiyonlar Ligi’ni bir puanla kaçırdı.

Marotta futbol dünyası için “üç kuruş paraya” Sampdoria’yı gerçek bir Serie A ekipı yapmayı üç sezonda başarmıştı. Ama yükselişleri üst üste iki sezon gelen iki orta sıra bitirişiyle duraladı.

Beppe duruma izleyici kalmayıp gene asasını çıkardı.Futbolun kabiliyet piyasası ve onların bulmuş olduğu değerler her süre dalgalı ve dengesizdir. Gerçek transfer krallarının sırrı bu dalgaların arasında kalan, kıymeti “küçülmüş” büyük kabiliyetleri görmektir belki de.

Marotta daha sonra farklı örneklerle tekrarlayacağı ilk büyük numarasını bu şekilde yaptı: Real Madrid’de istenmeyen adam olan Antonio Cassano’yu yok pahasına satın alma opsiyonuyla kiraladı.

Çoğunluk büyük bir kumar oynadığını düşünüyordu. Sonuçta kariyeri belirsizliklerle dolu, sorunlu bir adamı kurtarıcı olarak bir orta sıra ekibina getiriyordu.

Bu kumar büyük kazandıracak, Marotta kariyerinin devamında şüpheyle bakılan büyük yeteneklerden aldıklarıyla hamlenin bir kumar olmadığını ispatlayacaktı.

Sampdoria, Cassano’lu ilk sezonunda lig altıncısı oldu. Sonraki yıl büyük bir düşüş yaşasalar da teknik direktör değişikliğiyle meydana getirilen yeni aşı tuttu: Marotta, 2002’de Serie B takımı olarak aldığı Sampdoria’yı 2010’da bir Şampiyonlar Ligi’nin bir üyesi olarak bıraktı.

Artık büyük sahnede büyük numaraların vakti gelmişti.2010’un mayıs ayında geldiği Juventus’a adeta “Sampdoria formülüyle” giriş yaptı. Mavi-kırmızılıları dördüncü yapan Delneri’yle birlikte Vecchias’a geldi.

60 milyon €’ya varan harcamalara, yeni transferlere ve tutum biçiminin devam ettirilmesine karşın Juve geçen sürem olduğu şeklinde yedinci sırada kaldı. Avrupa Ligi’nde gruptan dahi çıkamadı.

Marotta’nın yapması gereken işleyen bir planı tekrarlamak değil, tüm kariyerinde yaptığı şeklinde şartlar ve duruma adapte olup verimli ve yeni bir plan yapmaktı.

O da öyle yaptı: Birçoklarının şüpheyle baktığı bir karar alıp takımın eski kaptanı Antonio Conte’yi kulübenin patronu ilan etti. Sadece 28 maçlık namağlup seri, lig-kupa dublesi ve Conte’nin İtalyan futbolunun yeni dehası duyuru edilmesiyle son gülen o olacaktı.

Avrupa futbolunun seyrini değiştirecek iki transferi de gene 2011 yazında yaptı. Andrea Pirlo’yu ıskarta muamelesi gördüğü Milan’dan bedavaya, Bayer’de parlayan Şilili Vidal’i 12.5 milyon €’ya aldı.

Yenilmez Juventus’un omurgasını iki aktarma döneminde Bonucci, Barzagli, Pirlo ve Vidal’le oluşturmuştu bile. Fakat en büyük numarasını hala yapmamıştı.2012 yazında, Manchester United’la yedi resmi maça çıkmış ve dünya devinde forma bulması mümkün gözükmeyen 19 yaşındaki bir genç kabiliyet bedavaya Torino’nun yolunu tuttu.

O genç Paul Pogba, sonlanmış olan sözleşmeını fırsat bilen erkek de Marotta’dan başkası değildi. Sonraki beş yıl hem Marotta hem Pogba hem de Juventus için çok şeyi değiştirdi.

Juve önceki yıl, altı yıl sonraki ilk şampiyonluğunu aldıktan sonra Pogba’yı gönderene kadar üst üste şampiyon oldu, İtalyan futbolunun tek devi olarak küme düşmesiyle sarsılan statüsünü her sezon biraz daha sağlamlaştırdı.

Bu yazı yazılırken üst üste yedinci şampiyonluğa gidiyorlar, berabere kalmaları dahi haber niteliği taşıyor.

Pogba bonservissiz ayrıldığı Manu’ya 110 milyon €’luk rekor ücret karşılığı geri döndü. Juve kariyerinde yapmış oldukları ve bonservis etiketinin etkisiyle dünyanın en iyilerinden olması planlanıyor.

Marotta ise Şampiyonlar Ligi finali yapan bir ekibin orta sahasını 12 milyon €’ya kuran, modern futbolun gördüğü en iyi birkaç orta sahadan ikisini tek kuruş ödemeden alan, oyunun gidişatını belirleyen adam Conte’ye ilk kere güvenen adam olarak futbol dünyasının her köşesinde saygı görüyor. Bitirmeden önce derin bir nefes alıp durmalı: Beppe’nin her transferi, her hamlesi bir deha ürünü sayılmaz. Hatta her kumarbaz şeklinde kimi zaman fazla risk aldığını da söylemeli.

Fakat yaptığı her yanlışı bir telafiyle örtmeyi, büyük başarıyı minik hamlelerle bulmayı ve en önemlisi, hiç, azca yahut çok, ne kadar bütçesi olursa olsun kupayı eve getirecek, hedefi vuracak kadroları kurmayı başarıyor.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here