Ana sayfa Hikayeler Futbolculuktan Tribüncülüğe: Marek Hamsik

Futbolculuktan Tribüncülüğe: Marek Hamsik

PAYLAŞ

“Napoli’de ihtiyacım olan her şey var, İtalya’da da. Futbol benim için önemli ve Napoli için 10 yıl boyunca oynamak, hayatımın en büyük onurlarından biri. Burada bu kadar uzun süre kalmamın sebebi bir tek futbolla anlatılamaz. Napoli’de, bir topluluğun, bir ailenin, kalbimde çok ciddi bir yeri olan bir ailenin parçasıyım. Kupalardan ve maaştan daha fazlasına sahibim. Ruhumda hissettiğim bir şey bu. Napoli bana bunu verdi ve bunun için hep minnettar olacağım.”
San Paolo’da durmak ve Şampiyonlar Ligi müziğini dinlemek, statta ekosunu duymak, benim için kusursuz bir sesti.
“Bundan sonra Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi’ndeki maçlarımız, Napoli’nin bir başka yanını bana gösterdi. Kıtanın farklı yerlerinden takımlar buraya geliyordu ve yüzlerini görüyordun. Taraftarlarımızın gürültüsü ve tutkusu ile çılgına dönüyorlardı. Avrupa’daki en büyük stadına sahip değiliz hatta İtalya’nın da en büyük stadında değiliz, ancak taraftarlarımız olduğundan daha büyüğünü hissettiriyor.”
“Roma’dan evimize döndüğümüzde, her binadan insanlar sokaklara akıyordu. Her camda bayraklar dalgalanıyordu, bu sihirli bir andı. Burada kazanmak, dünyanın herhangi bir yerinde kazanmaktan daha iyi. Çünkü yalnız bizler oyuncular olarak kazanmıyorduk, şehir olarak, her insan tek tek kazanıyorduk.”
“2012’de İtalya Kupası’nı kazandığımızda, Napoli’nin iyi olabileceğini gördüm. Napoli bu kupayı son olarak kazandığından bu yana 25 yıl geçmişti. Roma’daki zaferimizin peşinden, şehrin farklı bir yanını gördüm. Çıldırmıştım.”
“Napoli taraftarı” sözü, Napoli’de hemen hemen her anlamı ifade ediyor. Eğer Napoli’deysen, Napoli taraftarısınızdır. Birkaç yıl sonrasında, Napolilerin tutkusunu hissettim.”
“İlk imzamı attığımdan birkaç gün sonrasında şehirdeki ilk evimi ararken, karşılaşmış olduğum herkes şimdiden adımı ve hikayemi biliyor gibiydi. Buna inanamadım. Brescia’da hissettiğim sevgiyle kıyaslanamayacak bir sevgiydi bu. Hiçbir şey bilmedikleri genç bir çocuktum. Fakat Napoli’de, bir Napoli taraftarı ile karşılaşmadan kahve alamazdım.”
“Stadyumun duvarlarında, efsane Napoli oyuncularının fotoğraflarını gördüm. Maradona, Ferrara ve Bruscolotti gibi efsaneler vardı. Serie A şampiyonluklarının kupalarını, İtalya Kupaları’nı görmüş oldum. Çok açıktı ki, Napoli özel bir şehirdi ve Napoli, özel bir futbol kulübüydü.”

“Nihayetinde İtalyan yaşam tarzı, benim hayat tarzım oldu. Sahada oyunumu adapte ettim ve Brescia’nın A takımı ile oynamaya başladım. Buradaki futbol kalitesi, daha önce hiç görmediğim bir kaliteydi.”
“Evden uzaktım, sadece profesyonel futbolcu olma amacıma daha yakındım. Brezilya, İtalya’nın kuzeyinde küçük bir şehir. Buradaki hayata adapte olmak zor olmadı, evimde hissettim. İnsanlar çok arkadaş canlısı ve misafirperverdi. Buraya ilişik hissettim. İtalyanca konuşamadığım için, ilk birkaç ay okula gitmem gerekti. Oradaki her çocuk, benim evimde hissetmem için yardımcı oldu. Yemek için beni evlerine davet ettiler, şehri gezdirdiler, ellerinden gelenin en iyisini yaptılar. ”
“Napoli’de yalnız bir futbol menajerimiz yok. 3 milyon teknik adam var. Her erkek, bayan ve çocuk, Napoli için en iyinin ne olduğunu bilir. 4 yaşlarında parktaki her çocuk, daha çok gol atacağımızı biliyor. 90 yaşındaki kadın, taktik dizilimini niye değiştirmen gerektiğini söyleyebilir. Bu duygu, bu tutku, onların kanında var.”

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here