Ana sayfa Blog Kareografi Değil, Koreografi!

Kareografi Değil, Koreografi!

1138
0
PAYLAŞ

KAREOGRAFİ DEĞİL, KOREOGRAFİ!

Akşama Şampiyonlar Ligi maçı var. Aldınız içeceğinizi, mezenizi. Kız arkadaşınızı iptal ettiniz. Arkadaşlarınızı iptal ettiniz. Aldınız telefonunuzu sessize. Açtınız televizyonunuzu. Ortam süper. Maçın başlamasına 5 dk var. Spiker kadroları sayarken bir de baktınız kale arkası tribününde kartonlar kaldırılmış, fileler üzerinde tamamen el emeği bir resim. Muhteşem bir görsel şölen. “Orada olmak için nelerimi vermezdim” diye geçirdiniz içinizden. Nasıl da geçmesin ki.? Bütün futbolcular dönüp bu koreografiyi izliyorlar. Kulüp başkanları alkışlıyor. Hakem bile şaşkınlığını gizleyemiyor. Ve en önemlisi o koreografiyi hazırlayanların gerginliği, tatlı bir huzura dönüşüyor.

Koreografi yapanlardan dinlediğim kadarıyla, anlatılmaz yaşanır klişesini bir kenara bırakıp bunları anlattılar. Tamamen samimi, içten.

Koreografi kelime anlamı olarak figür ve anlatımların bütünü olarak geçer. Genelde bale, dans gibi sanatlarda kullanılan bir terim olmasına karşın günümüzde, özellikle son 5-6 yılda “tribün sanatı”nda da çok kullanılan deyimler arasına karşımıza çıkmakta. Hatta ve hatta modern futbolu bir kenara bırakırsak, ULTRAS kültüründe de çok önemli yer kaplar hale geldi. İlk önce tribünlerde açılan büyük pankartlarla başlayan bu olay, daha sonra bu pankartlara kartonlar eklenerek devam etti. Sonra sopalı pankartlar ortaya çıktı ve en sonunda bir devrim yapılarak tribünler 3 boyutlu koreografilere geçtiler. İlk 3 boyutlu koreografiyi Borussia Dortmund ultraları tüm dünyaya bu işin nasıl olacağının dersini verircesine sunmuşlardı tribün dünyasına. Ardından Hertha Berlin, Basel derken bu kıvılcım neredeyse bütün büyük liglere yayıldı. Tabii bu kıvılcımdan nasibini alan coğrafyalardan birisi de ülkemiz futbolu. Belki de tribünlerde yaptığımız tek iyi şey koreografi. Gerek Anadolu takımlarımız, gerek lokomotif takımlarımız bu olayı gerçekten yapıyorlar. Yaptığım araştırmalara göre Türkiye’deki ilk koreografinin 1982 yılında Trabzonspor tarafından yapıldığını görsem de tribünlerimizin tam anlamıyla koreografiyle tanıştığı yıllar 2000 li yıllar. 2000 li yılların başında Fenerbahçe-Bursaspor maçında atılan konfetiler aslında ilk örneği diyebiliriz. Daha sonra Galatasaray’ın bir Avrupa maçındaki “It’s time to go” koreografisi bu işin artık amatörce değil, zirvede yapıldığını gösteriyordu. Yine o yıllarda Fenerbahçe’nin Chelsea maçında yapmış olduğu koreografi çok ses getirmişti. Derken yine Galatasaray taraftarı öncülüğünde “Sopalı Pankart” ülkemize geldi. Çok fazla yankı uyandırmadı belki ama ultrAslan adının hakkını vermişti ve çok güzel bir çalışmaya imza atmıştı. 3 boyutlu koreografi ise yine Galatasaray tribününe ait bir onur. 2012 yılında Beşiktaş maçından önce bir pankart çıktı önce “Cimbom Başı Dik Yürür” diye ve sonra takımın efsanelerinden Fatih Terim, ardından futbolcular yükseldi. Beşiktaş teknik direktörü Carlos Carvalhal hayranlığını gizleyememişti bu atmosfer karşısında. ultrAslan’ın alt grubu olan ultrAslan-UNI bu olayı gerçekten hakkıyla yapan taraftar grubu ülkemizde ve bir çok kişiye göre de bu konuda öncü. Hiç bir profesyonel yardım almadan, hiçbir şekilde yönetimden maliyet talep etmeden yaptıkları bu işler gerçekten dünya standartlarında. Bir çok ultras sayfasına bakarsanız bu yazdıklarımı teyit edebilirsiniz rahat bir şekilde. Gerçekten matematik gerektiren bir iş. Gece-gündüz demeden çalışmalarını hesaba hiç katmıyorum bile. Saatlerini koreografi alanında geçiren bu insanlar için yapılan iş gerçekten cefadan çok sefa işi. Gecenin bir yarısında, yaşıtları mışıl mışıl uyurken bu insanlar saatlerini bu iş için harcamaktan zerre pişman değiller, emin olabilirsiniz buna. Takdire şayan bir konu ise ultrAslan-UNI bu olayı o kadar zirveye taşıdılar ki, artık onların olduğu her daldan, her branştan maçta koreografi görmemiz işten bile değil. Ve ultrAslan-UNI’nin yapmış olduğu bir çok çalışma alt liglerdeki kulüplerimize de ciddi şekilde ışık tuttu. Bu kulüplerimizin başında da Eskişehirspor, Samsunspor gibi köklü kulüpler gelmekte. Alt liglerdeki ilk koreografiyi Eskişehir ultraları, Türkiye’deki ilk çift desenli koreografiyi de Samsun taraftarı yapmıştır. Geçtiğimiz hafta ise Konyaspor taraftar grubu Nalçacılılar Türkiye koreografi tarihinde bir ilke imza attı. “Hareketli Koreografi” İnanılmazı başardılar ve yaptıkları işle neredeyse bütün Anadolu kulüplerine örnek oldular.

Gerçekten ülkemizde tribün adına yapılan en iyi işlerden birisi koreografi. Evet, kabul ediyorum maliyet gerektiren bir iş. Evet kabul ediyorum çok zorlu bir süreç. Ama kendisini ultra olarak adlandıran her taraftar grubunun yapabileceği bir iş. Eğer stadınız varsa sizi bu konuda hiç bir şey durduramaz.

Sevgilerimle,

ULTRA Kalın.!

Furkan Şahin KULAKSIZ

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here